Virüsler

Virüs, her geçen gün daha sık kullandığımız bir kelime. Bu kelimeyi duymayanımız yoktur. Çoğumuz için bu üşütme yada gribi temsil eder. El sıkışma veya ufak bir temas ile bulaştığını biliriz ama ne olduğunu pek bilenimiz yoktur.

Virüs nedir?
Bir bitki yada hayvan mı?
Hatta yaşayan bir cisim olarak kabul edilebilir mi?

Virüs küçük ve basit yapılı bir enfeksiyon etmenidir. Virüse bağlı hastalıklar genellikle birkaç günde geçen hafif rahatsızlıklardır. Ama mesela herpes virüsünden kaynaklanan hastalık hayat boyu sürebilecek ağrılara, rahatsızlıklara yol açar.

Virüsler hakkında ilk öğreneceğimiz şey onların ne kadar ufak olduklarıdır. Ortalama büyüklükteki bir virüsün çapı 1 milimetrenin 10.000 de 1’i kadardır. Tipik bir virüs iki ana parçadan oluşur. Bunlardan birincisi çevresindeki protein yapısındaki kabuktur. Bazı virüslerde bu kabuğun üzerinde lipit ve karbonhidratlardan oluşan bir katman daha vardır. İç taraftaysa DNA yada RNA yapısında bir nükleik asit çekirdek bulunur.

Virüs Çeşitleri

Çokgen Şekilli Virüs, Saplı Gövdeli Virüs
Çokgen Şekilli Virüs
Virüs, Küre Kristal Virüsler, 20 Yirmi Üçgen
Küre Kristal Virüsler
Çubuk Virüs
Çubuk Virüs

Virüslerin çoğu birkaç bin molekülden oluşur. Özel bir mikroskop ile bakıldığında bir küre görünümü olan virüsler aslında 20 üçgenden meydana gelen bir şekle sahiptirler. Bazı virüslerse çubuk biçimindedir. Bunlarda birbirine sarılmış iki katman vardır. Nükleik asit dışında bir yay biçiminde protein kısmı bulunur. Bazı virüslerde çok kenarlı bir baş ve silindir biçimli bir kuyruktan oluşup nispeten karmaşık bir yapıya sahiptirler. Bunların biçimlerini bir uzay aracına benzetmek mümkündür. Baş tarafı içinde nükleik asit bulunan ve etrafı protein kabukla sarılan bölümdür. Ondan bir sap, saptan da ince lifler çıkar.

Virüsün Yapısı

Virüs varlığı için şart olan unsurlardan başka unsurlar taşımaz. Bu unsurlar nükleik asit ve varlığını nesiller boyu sürdürebilecek biçimdeki üreme stratejisidir. Canlılar aleminin karmaşık yapısı içinde virüslerin son derece basit yapısı gerçekten çarpıcıdır. Tek hücreli canlılar bile virüsün yanında oldukça gelişmiş bir yapıya sahiptirler. Tek hücreli canlılarda bile enerjiyi işleyen bir bölüm, hareket ettiren bir bölüm, sıvıyı dengede tutan bir mekanizma vardır. Bir virüsü bir hücrenin içine bırakmak, bir insanı tanımadığı bir şehre tepeden bırakmak gibidir.

Peki yaşam için gerekli mekanizmaya sahip olmayan virüsler nasıl yaşar? Nasıl çoğalır?

Virüsün yaşamak için canlı bir hücreye ihtiyacı vardır. Bu hücreye konak hücre diyoruz. Virüse bir parazit diyebiliriz. Bir konak hücrenin içine girince o hücrenin metabolizma süreçlerinden protein ve nükleik asit üretmeye başlar. Virüsün hayat dönüşümünü daha iyi anlamak için bir bakteri hücresine saldıran bir virüsü inceleyelim.

Virüsler Nasıl Çoğalır, Virüs Üreme, Çoğalma
Virüsün Hücreyi Bozması
Virüs işe hücreye tutunarak başlar. Bu oldukça önemli bir safhadır. Çünkü belirli tip virüsler, belirli konak hücrelerine özel bir eğilim gösterirler. Virüs hücrenin duvarını delince nükleik asidin yada proteinin konak hücreye girmesiyle gelişim çevrimi başlamış olur. Virüsün gen topluluğu hücrenin enzimlerini kullanarak yeni virüs bileşenlerinin yapılmasını düzenler.

Bu bileşenler daha sonra konak hücreden atılmak üzere bir çekirdekten oluşan virüs parçacıkları haline gelir. Yeni virüsler sonunda bir enzim salgılayarak hücrenin cidarını zayıflatırlar, konak hücreyi parçalayarak dışarı çıkarlar. Bir konak hücrede 300 kadar virüs parçası ürer.

Bazı hallerde çevrim hemen başlamaz. Ve konak hücreye nükleik asit yerine DNA bırakılır. Hücrenin her bir bölünmesinde ise yeni DNA'lar ortaya çıkar. Sonra bir anda DNA'nın harekete geçmesiyle çevrim başlar. Hücre yeniden parçalanır ve yeni virüsler yeni konak hücreleri ele geçirmek için dağılırlar.

Bitki Virüsü
Bitki Virüsü
Bitki hücreleri de virüslere konaklık edebilir. Bunlar rüzgar yada böceklerin örselemesiyle hücrenin dış yüzeyinde oluşan berelerden girer. Bir virüs tarafından enfekte olunca yapraklarda kabarcıklar belirir ve virüs bitki hücrelerinin büyük kısmına yayılır. Bitki virüslerinin içinde en iyi tanıdığımız tür tütün mozaik virüsüdür. Daha 1890'lı yıllarda hastalığa neden olan ilk virüs olarak tanımlanmıştır. Daha sonraları virüsün yapısını araştıran klasik deneylerde kullanılmıştır.

Hayvanlarda virüslere açıktır. Virüsler kuduz, karaciğer hastalıkları, kolera gibi birçok hastalığın nedenidir. Bazı virüsler insanlardan hayvan ve bitkilere geçebileceği gibi tam tersi de mümkündür. İnsanlara enfekte olan virüslerin sebep olacakları hastalıklar listesi oldukça uzundur. Sarı humma, grip, suçiçeği, çocuk felci hatta uçuk bile bunlar arasındadır. Polio virüsü özellikle çocukların sinir hücrelerine girerek onları felce uğratmıştır.

Fagosit, Akyuvar, Virüs, Bağışıklık Sistemi
Fagosit, Akyuvar, Virüs
Virüslere karşı yapılan aşılar vücudumuzun zaten sahip olduğu bağışıklık sistemini harekete geçirerek etkili olmaktadır. Vücuda bir bakteri yada bir virüsün girmesi halinde özel bir akyuvar tipi olan fagosit hücreleri harekete geçerek saldırganı imha ederler. Bu resimde kırmızı renkteki fagositleri çubuk biçimindeki virüslerin peşinde görüyorsunuz.

Korunmanın ikinci hattı bir enfeksiyona karşı mücadele etmek için vücut tarafından üretilen antikor molekülleridir. Virüsün proteinli kabuğunda üreyen antikorların mücadelesi sadece sırtında ürediği virüse karşı etkilidir. Antikorlar iyi tanıdıkları virüsün protein kabuğuna doluşarak virüsü hareketsiz ve savunmasız hale getirirler. Bu ise fagositin işini kolaylaştırır. İşte bir aşının yaptığı da vücutta belirgin bir virüs tipine karşı antikor üretimini sağlamaktır. Birçok halde aşı cansız virüs eriğinden başka bir şey değildir.


1 yorum:

Lütfen soru sormadan önce, sorunuzu öncelikle arama kutusunu kullanarak araştırınız. Güzel yorumlarınız içinde teşekkürler.

Yorum Kutusu