Alzheimer

Alzheimer
Alzheimer
Alzheimer hiç gerilemeden ve yavaş yavaş ilerleyen bir hastalıktır. Basit ve ufak tefek unutkanlıklarla başlayıp tam bunamaya kadar varan bir yapıya sahiptir. Aile yakınları giderek gözle görülen bu çöküşün her adımını, çaresizce ve endişe ile izlemekle yetinirler. Eskiden yaşlı bir insan çocuksu davranışlar yapıp unutkan ve dalgın olunca, yaşlandıkça çocuklaşıyor diye tanımlanırdı bu durum.

Günümüzde ise önceleri basite alınan bu olumsuz gelişmelerin ne kadar üzücü bir sonun ilk adımları olduğu artık biliniyor. Alzheimer ile ilgili bilgilerimiz başlangıçta ufak tefek unutkanlıklarla başlayan bu hastalık konusunda aile bireylerinin uyarılmasını sağlıyor ama yapılabilecek fazla bir şey yok.

Hastalık 1906’da Alman nöropatoloğu Alois Alzheimer’ın ileri derecede bunamış bir hastanın otopsisinde beyinde ki anormallikleri tespit etmesiyle bulunmuştur. Hastalık fikri yeteneklerin bir daha geri gelmeyecek biçimde zamanla yitirilmesine neden olur ve başlangıçtaki konuşma bozukluklarını giderek zihinsel yetilerin kaybı izler. Bellek zayıflaması, karar verme ve sebeplendirme yetilerini de etkileyen bu amansız hastalık sonunda hastayı kaçınılmaz sona götürür. Bu gün için alzheimer hastalığının tedavisi mümkün değildir. Hastanın zaman içinde zihinsel yetilerini tamamen kaybetmesi, beraber yaşadığı aile bireylerinin de hastanın durumuyla baş edebilmesini zorlaştırır.

Hastalık 65 yaşını geçen insanların yüzde 5’inde, 80 yaşını geçenlerin yüzde 25’inde rastlanılan bir yaygınlığa ulaşmıştır. Yaşlılar arasında kanser, kalp hastalıkları ve beyin kanamasından sonra dördüncü sıradaki ölüm nedenidir. Hastalığa tutulma ihtimali kadınlarda erkeklerdekinden bir misli fazladır. Alzheimer’e hassas aileler arasında yüzde 1 oranında hastalık 40 yaş gibi genç bir yaşta da görülmektedir. Hastalık gençlerde yaşlılardan çok daha hızlı seyreder.

İnsan beyninin dünya harikalarından olduğu şüphe götürmez bir gerçektir. Bu mükemmel makine vücudun bütün işlevlerini kontrol etmesinin yanında yaşamımız süresinde edindiğimiz bilgi ve deneyimleri inanılmaz bir hassasiyetle kaydeder ve korur. Her hangi bir şeyi hatırlamamız gerektiğinde beyin, milyarlarca bilgi arasından onu seçip önümüze getirir.

Tüm bulgular nöronlar aracılığıyla hücreden hücreye büyük bir süratle atlayıp beyne ulaşır. Bir doğum günü tarihinden karmaşık matematik formüllerine kadar her bilgi bu ufacık organın içinde her nasılsa yer bulur ve istendiğinde emrimize hazır hale gelir. Üstelik süreç öylesine olağan dışı bir hızla tamamlanır ki biz bunun nasıl olduğunu anlamak bir yana, kıymetini bile tam olarak değerlendiremeyiz.

Ne var ki bu inanılmaz işlevleri yerine getirebilmek için beynin belli enzimlere ihtiyacı vardır. Bu enzimlerin rolü bilgilerin bir hücreden diğerine atlamasını sağlayan biyokimyasal tepkimeleri oluşturmak ve hızlandırmaktır. Beyin yaşlandıkça tepkimelerinde yavaşlama olması da normaldir. Ancak sinir sisteminin aktarma işlevlerinde kesikler olursa beynin gerekli dürtüleri alması imkansızlaşır. Bu durum geçici ve düzelebilir olduğu gibi alzheimerin ilk işaretleri de olabilir.

Alzheimer’ın nedeni nedir?


Alzheimerin nasıl oluşup geliştiği bilinmemekle beraber bu konuda bazı teoriler vardır. Bunlardan biri hastalığı kimyasallarla temas gibi çevresel nedenlere bağlar. Bir başka görüşe göre hastalık karmaşık kalıtsal elementlerin birleşiminin eseridir. Aile bireyleri arasında görülen sıklık nedeniyle bu teori oldukça taraftar kazanmıştır. Ne var ki bu yüzde 15 ila yüzde 25 arasında değişen bir orandadır ve aileye bağımlı olmayan bağımsız vakaları bu görüşle izah etmek mümkün değildir. Bugün alzheimerın birden çok faktörün bir araya gelmesi sonucu oluştuğu ve hastalığa tek bir neden bulmanın mümkün olmadığı görüşü hakimiyettedir. Daha açık bir deyişle sağlık birimi alzheimerin nedenini henüz bulamamıştır.

Ama hastalığın arazları iyi bilinmektedir. Bunları ikiye ayırabiliriz. Unutkanlık ve hafıza sorunlarıyla birlikte kişilik değişimi.

Hafıza kaybı hastalığın en belirgin işaretidir. Başlangıçta çok önemsiz ve dikkat bile çekmeyen unutkanlıklarla başlar. Yüzlerce kez çevrilmiş bir telefon numarasının unutulması gibi. Giderek unutulan şeyler önem kazanmaya hatta günlük yaşamı etkilemeye başlar.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, yaşın getirdiği normal bunama halinin başlarında eski olaylar unutulmazken alzheimere bağlı unutkanlıklarda yeni eski ayrımının olmamasıdır. Unutkanlığın yanında konuşmada zorluk, bozuk yargılar, zaman ve zemin bakımından bozukluklar da baş göstermeye başlar. En belirgin gelişmelerden biri kişinin nerede yaşadığını bilememe ve en yakınlarını bile tanıyamama aşamasıdır.

Bayan Michaelson da anlamakta güçlük çekmeye ve başladığı bir cümleyi yarım bırakmaya başlamıştır. Hatırlayamadığı bazı şeyler olduğunu da kabul etmeye başlar artık. Kişinin karakterinde de kısa sayılacak bir zaman dilimi içinde büyük değişimlere rastlanır. Bir bunalım hali, en meraklı olduğu konu ve kişilere karşı ilgisizlik, depresyon anları gibi olumsuz gelişmeler özellikle kişinin alışılmış yapısında bu davranışlar yoksa göz ardı edilemeyecek bir aşamaya gelindiğini gösterir.

Hastalığın Kademeleri


İnsanın bir yakınındaki bu olumsuz gelişmeyi çaresizce izlemesi yakınlarını da etkilemeye başlar. Hastalık üç kademede gelişir. Hastalığın ilk döneminde kişi, kendi günlük meselelerini halletmekte bir güçlük çekmez. Ama ani davranış değişimleri ve unutkanlık başlar. Bir köşeye çekilme, sinirlilik, başkalarının bir şeyleri unutmaya başladıklarına dair bir şüphecilik gelişir. Giderek kavrama yetisi kaybolur, herhangi bir şey üzerinde dikkatini yoğunlaştıramaz ve günlük işlerini yapması zorlaşır.

İkinci dönemde zihinsel karmaşa artık bir kişilik bölünmesine ve bunamaya dönüşmüştür. En ufak ihtiyaçlarının karşılanması için bile yardıma ihtiyaç vardır. Zaman ve zaman kavramları yitirildiği için bakıcıların yeni bir günlük yaşam biçimi oluşturmaları gerekebilir. Zihinsel yetiler bitmeye doğru giderken, konuşma güçlüğü artar ve düşünce düzeyi yok olur.

Nihai safhada hasta yatağa düşer, her bakımdan etrafına bağımlıdır ve giderek tepkileri yok olur. Başta zatürre olmak üzere her hastalığa açık bir sağlık zafiyeti içindedir. Hastalığın başlayış ve bitişi iki yılla yirmi yıl arasında değişir ama bu süre ortalama sekiz yıl olarak kabul edilir. Hastalık arazlarını ne kadar genç yaşta gösterirse, hastalığın seyri o kadar hızlı olur.

Alzheimer tanısı başka ihtimaller elendikten sonra konulur. Bir kişinin bunama halinde olduğunu kabul etmek için günlük yaşantıdaki bozukluğun en az altı ay devam etmiş olması gerekir. Bundan sonra bunamanın türü araştırılmalıdır. Hafıza kaybı alzheimerin dışında aşırı ilaç kullanımı, duygusal nedenler, tiroit bezlerindeki sorunlar, tümörler, başa alınan darbeler, yanlış beslenme ve damar sertliği gibi nedenlere de bağlı olabilir.

Alzheimer, Asetil Kolin İlişkisi
Alzheimer, Asetil Kolin
İlişkisi
Araştırmacılar hastalığın nedenini sinirsel uyarıları ileten asetil kolinin eksikliğine de bağlıyorlar. Asetil kolin salgılayan sinir liflerinin hafıza üzerinde önemli bir rolü vardır. Alzheimer hastalarında asetil kolin ifraz eden enzimlerde bir azalma görülmektedir.

Alzheimer, Apolipoprotein E 4 (ApoE 4) Gen İlişkisi
Alzheimer, ApoE 4
Gen İlişkisi
Alzheimer vakalarında kalıtımında rolü olabilir. Bazı vakalarda normal olmayan bir genle hastalık arasında bir ilişki kurulmuştur. Bu anormal gen Apolipoprotein E (apoE) üreten gendir. ApoE’nin görevi sinir hücrelerinin yenilenmesi için gerekli olan kolesterolü üretmektir. 2, 3 ve 4 olarak numaralandırılan üç adet Apo-E türü vardır. ApoE nin 4’üncü formuna rastlanılan insanlarda alzheimer hastalığı görüldüğü iddia edilmiştir. Alzheimer hastalarının yüzde 70’nde ApoE’nin 4’ncü formuna rastlandığı doğrudur. Bunun tespiti basit bir kan testiyle yapılabilmektedir.

Bu hastalığın kurbanı sadece alzheimer hastası değildir. Hastanın yakınları ve ona bakım verenlerde ciddi bir şekilde etkilenirler. Onlarında yardıma ihtiyaçları vardır. Hastalığın seyri sırasında yakınlarının çektikleri de küçümsenemez. Bakan kişilerin bilgilendirilmeleri ve zaman dinlendirilmeleri gerekir. Kısacası alzheimer sadece hastayı değil onunla beraber farklı açılardan da olsa hastayla yaşayan yakınlarını ve bakıcısını da vuran bir hastalıktır.

Dünya ortalama yaşının her geçen yıl daha uzadığı çağımızda bu hastalığın kurbanlarıyla onların yakınlarının sorunlarının da artarak yaygınlaşacağına mutlak gözüyle bakabiliriz.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Lütfen soru sormadan önce, sorunuzu öncelikle arama kutusunu kullanarak araştırınız. Güzel yorumlarınız içinde teşekkürler.

Yorum Kutusu