Çocuklarda Depresyon

Çocuklarda Depresyon
Çocuklarda Depresyon
Çocukluk. Dertsiz tasasız, mutlu bir dönemidir yaşamın. Çocuklarda bazen ağlar ama bu uzun sürmez. Hayatın acı yönlerini sadece erişkinler yaşar ve bu nedenle çöküntüde sadece onlar için geçerlidir. Acaba durum böylemi? Bu varsayımları öne sürenler olduğu müddetçe çocukların depresif hale gelmelerini önleyici tedbirleri almak hiç de kolay görünmüyor. Bu konu tıp uzmanları tarafından ancak 1971 yılında Stockholm’de bir konferansta ilk kez konu olmuş bunu 1977’de Amerika’da ikinci bir konferans izlemiştir.

Bazı bilim adamları çocuklarda depresyonun giderek yaygınlaşmasına neden olarak ailelerin az çocuk yapma eğilimini gösterirler. Bu görüş bir çocuğun derdini diğer çocukların neşe ve oyunlarıyla daha çabuk unutacağı inancından güç alır.

Bir çocuğun yetişkinlerden farklı düşünceleri olduğu kesindir. Belli olaylara ve ruhsal durumlara olan tepkileri de yetişkinlerden farklı olacaktır. Çocukta ruhsal çöküntü tam olarak anlaşılmış bir durum değildir. Bilim adamları bu konu üzerindeki çalışmalarını sürdürüyorlar.

Michael çocuk depresyonunun bazı belirtilerini göstermektedir. Emili sabahları bir türlü uyanamaz. Genellikle mutsuzdur ve genellikle bunun belirgin bir nedeni de yoktur. Aslında çocuklar yoktan yere ağlayabilirler. Michael zaman zaman çabuk kızan ve küsen bir çocuktur. Genellikle tatminsizdir. Evde kardeşleriyle olan geçimsizliği dikkat çeker. Okulda arkadaşlarıyla kavga edip öğretmenleriyle tartışır. Sonra niye benimle kimse oynamıyor diye yakınır. Bir başka önemli göstergede oyunlara karşı ilgisizliğidir. Oysa oyun bir çocuğun en düşkün olduğu etkinliktir. Oyundan ve oyuncaktan hoşlanmamak çok önemli bir göstergedir ve ciddi bir duruma işarettir.

Uyku zorlukları da önemlidir. Uyumakta gecikmek bir çocuk için norma sayılmaz. Ama normalden fazla uyuma eğilimi de bir uyku bozukluğudur. Uykudan uyanamamak çocuğun günlük yaşamda karşılaşacağını sandığı tatsızlıklardan bir kaçış yolu olabilir.



Beslenme alışkanlıklarındaki belirgin bir değişiklikte önemlidir. Genellikle iştahlı bir çocuk olan Emilinin son zamanlarda iştahı kesilmiştir. Bazı hallerde ise tam tersi olur ve çocuk yiyecekten başını kaldıramaz. Çocuk okuldan oyunlardan ve normalde hoşa giden etkinliklerden uzaklaşıyorsa nedeni araştırılmalıdır. Davranışlarda ciddi bir değişikliktir bunlar.

Bir depresyon tanısının konulabilmesi için bu durumun birkaç hafta hatta birkaç ay devamı gerekir ve çocuğun normal yapısında da farklılık gözlemlenmelidir. Çocuk depresyonlarının büyük bir kısmı bir bunaltıyla beraber gelişir. Tek başına ruhsal çöküntü oldukça enderdir.

Emilinin ailesi bir doktora danışma gereği duyar. Ruhsal çöküntünün belirtileri daha çok okulda görülürse okul idaresi veliyi bu konuda uyarmalıdır. Eğer ana gösterge çocuğun her şeye çabuk kızmasıysa aile bunun önlemini kendi içinde almaya çalışır. Doktor öncelikle psikiyatrik bir değerlendirme yapar. Bu iki aşamada olur.

Doktor önce Emiliyi anne babasıyla görür. Sonrada yalnız başına. Ama çocukla yalnız konuşmak esastır ve bu takdirde çocuk anne babasının yanındayken söyleyemediklerini rahatlıkla söyleyecektir. Anne ve babasıyla olduğu ilk görüşmede çocuğun geçmiş yaşamının ayrıntıları üzerinde durulur. Rahatsızlığın tam bir resmini çizmek için çocuğun geçmişinin iyi bilinmesi gerekir.

Psikiyatrik değerlendirme tekniklerinden biri bir soru anketidir. Çocuk sözle yanıt vermekten kaçındığı sorulara yazıyla daha rahat cevap verebilir. Bu, görüşmelerde sözlü ve yazılı cevapların birbirinden çok farklı olmasının nedeni genellikle budur. Doktor çocuğun kendinden, anne babasından, öğretmenlerinden bilgi aldıktan sonra bir ruhsal çöküntüyü yada böyle bir eğilimi daha doğru saptayabilir. Doktor vardığı sonuçları anneye babaya ve çocuğa yeterli bir açıklıkla ama dramatize etmeden anlatmalıdır.

Birçok insan ruhsal çöküntünün tedavi kabul etmeyen, kronik olmaya mahkum bir rahatsızlık olduğunu düşünür ve bu durumun çocuğu diğer çocuklardan uzaklaştıracağını endişe eder. Günümüzde bu görüşler terk edilmiş ve ruhsal çöküntünün bir hastalık olduğu ve tedavi yolunun olduğu bilinmektedir.

Ruhsal çöküntü içindeki çocuk ve büyüklerde sinir hücreleri arasındaki iletişimi kuran serotonin dengesinin bozulduğu bilinmektedir. Ancak bunun bir sebep mi yoksa bir sonuç mu olduğu çözülememiştir.

Çocuğun geçmişi ile ilgili bilgiler eksiksizse doktor ruhsal çöküntünün nedenini daha rahat tespit eder. Yaygın olan bir neden terk edilme korkusu yada anne babada görülen bunaltının çocuğa sirayetidir. Eğer anne baba bunaltı ve güvensizlik duygusu içindeyse bu elbette çocuğa da geçecektir.

Başka yaygın bir nedende taşınmak gibi çocuğun çevresinde oluşan değişimlerdir. İlişkilerini telefonla mektupla ziyaretle sürdürebilen yetişkinlere karşın çocuklar yer değiştirdikleri çevrelerinden uzaklaşıp koparlar. Çoğu anne babalar böyle bir değişimin çocuğu etkilemeyeceğini, çocukların büyüklere oranla yeniliklere daha çabuk ve rahat uyum gösterdiklerini düşünürler. Tedavinin başarısındaki en önemli şart her yaştaki hastanın tedavi gayretine katılmasıdır.

Bu durumdan kurtulmak ne kadar sürer?

Bu süre anne babanın ve okulun tedaviye katkılarına bağlıdır. Tedavi görmeyen bir depresyonun kendiliğinden geçmesini beklemek boşunadır. Yeni bir biçim alabilir ama geçmez. Bu durumu ciddiye almamanın sonuçları tehlikelidir. Çocuk okul ve eğitimi bırakabilir. İçinde bulunduğu depresif durumdan ötürü dikkatini bir türlü toplayamayan çocuğun okulda ve öğrenmeden soğuması kadar doğal bir şey olamaz.

Bir ikinci tehlike ise suç işleme eğilimidir. Bu durumdaki çocuk anlaşılamadığını düşünür ve dikkat çekmek için suç işleme eğilimine girer. Bu durumun kendilerine zarar vereceğinin farkındadırlar ama başkalarının yapmadığı yada yapamadığı bir şeyi gerçekleştirmiş olmanın tatminini yaşarlar.

Tedavi edilmeyen ruhsal çöküntünün üçüncü tehlikeli sonucu intihardır. Vakaların çoğunda çocuğun bu yola gitmeden önce çevreden bir caydırma beklentisi içinde olduğu görülür. Bu genellikle fiziksel bir anormallik gösterisi yada aile yaşamında ciddi uyumsuzluklar oluşturmaktadır. Ama bunun altında yatan ruhsal dengesizlik fark edilemez. İntihar eğilimli bir çocuğu bir doktordan bile daha olumlu etkileyecek olanlar ailesi, arkadaş ve akranlarıdır. Doktorun önerisiyle Emili bir bunalım halinde arayabilmesi için en iyi arkadaşının telefon numarasını yanına yazar.

Çocuklarda bile ruhsal çöküntü olacağı hayretle karşılanırken bebeklerden böyle bir durumdan söz etmek pek inandırıcı olmayabilir. Depresif bebekler uyarımlara tepki göstermez ve meme emmezler. Bebeğin bu durumu annenin gebelik döneminde geçirdiği büyük bir depresyona bağlanabilir.

Depresyonun önlemini almak son derece zorsa da eğilimi tespit edilen kişilere yakın çevreleri yardımcı olabilir. Bu durumdaki çocuklara yardımcı olacak programlar hazırlamak onların topluma uyumlarını sağlamak mümkündür.

Michael ve Emili şanslıydılar. Yakınları onlardaki bazı değişiklikleri zamanında fark edip ciddiye alarak doktor yardımını sağlamışlardır. Bu tür belirtilere aldırmamak kesinlikle kötü ve ciddi sonuçlar verir. Aile bireyleri, öğretmenler, arkadaş çevresi çocuk ruhsal çöküntüsü diye bir durumun söz konusu olduğunu bilmeli ve gerekli hallerde gerekli yardımı göstermelidirler. Çocukluk ancak o zaman tüm çocuklar için dertsiz tasasız ve mutlu bir dönem olabilir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Lütfen soru sormadan önce, sorunuzu öncelikle arama kutusunu kullanarak araştırınız. Güzel yorumlarınız içinde teşekkürler.

Yorum Kutusu