Gebelik ve Doğum

Gebelik Kontrolleri
Gebelik Kontrolleri
Doğum insanlık kadar eski ve son derece doğal bir olaydır. Ama ilk çocuğu olan bir anne için yepyeni bir tecrübedir. 20.yy’a kadar gebelik ve doğum sadece doğanın şartlarında oluşan bir olaydı ve oluşan bir komplikasyon bazen bir cana bazen iki cana mal olurdu. Doğum forsepsin kullanılmaya başlandığı 17.yy’dan 20.yy’a kadar önemli bir yenilik tanımamıştı. 20.yy’ın başına kadar anne adaylarının yüzde 6 ila 8’i doğum sonrası ateş yükselmesi sonucu hayatını yitiriyordu. Ölüm nedeni bakteri kökenli iltihaplanmalardı.

19.yy’dan itibaren ebelerin ellerinin ve aletlerinin mikroplardan arındırılması önlemleri alınmaya başlandı. Bu önlemler doğum sonrası enfeksiyonlarında ve bunlardan kaynaklanan ölüm vakalarında büyük bir azalmaya neden oldu. Doğuma yardımcı olanların temizliği bu ölümlerin yarı yarıya azalmasını sağladı. 20.yy’da antibiyotiklerin bulunmasıyla da iltihaplanma sonucu ölüm vakalarına rastlanmaz oldu.

Günümüzde ise doğum anı ve sonrasındaki ölüm vakaları 10.000’de 1 gibi yok denecek bir rakama düşmüştür. Bunun belirgin iki nedeni gebelik sırasında alınan sıhhi önlemler ve doğum anındaki tersliklere alınmaya başlanan acil müdahale yöntemleridir.

Gebelik halinde annenin vücudun da bir seri değişiklik olur. Döllenme genellikle döl yatağı borusunun sonuna doğru olur. Yumurtanın döl yatağına inmesi yaklaşık bir hafta zaman alır. Zigot denilen döllenmiş yumurta bu sırada sürekli olarak ikiye bölünür. Ve bu bölünmeler devam eder. Bu sırada döl yatağının duvarlarında bir takım değişiklikler olur. Endometrium denilen mukoza zarı kalınlaşır ve zigot döl yatığının duvarına yapışır ve annenin kan damarları yumurtayı çevreleyecek bir biçimde dallanır. Böylece bu damarlarla embriyonik hücreler arasında kan dolaşımı başlar ve hücre blastosist adını alır.

Döllenmiş yumurtanın annenin dokularının kaynaşmasından oluşan ve etene denilen bu yapı embriyonla annenin kan dolaşımı arasında bir bağlantı kurar ve metabolizma artıklarının alışverişini sağlar. Embriyo büyürken göbek kordonu oluşarak besinlerin anneden embriyoya geçişini sağlar. Plasenta fetüsün ihtiyacı olan madeni tuzları, karbonhidratları, yağları, hormonları ve vitaminleri sağlar. Fetüs oksijen alıp karbondioksit vermeyi de plasenta aracılığıyla gerçekleştirir. Ancak plasenta su ve hava geçirmeme özelliğine sahip değildir. Toksinleri, antibiyotikleri, alkol ve uyuşturucuları da fetüse geçirmeye uygun bir yapıdadır.

Gebelik sırasında ilk altı ay içinde ayda bir kez doktora görünmek yeterlidir. Ne var ki aşağıdaki sorunların oluşması halinde hiç gecikmeden bir doktora görünmek gerekir.

  • Kanama,
  • Elde yada yüzde kızarıklık veya şişlikler,
  • Yüksek ateş,
  • Beyin hareketlerinde hissedilebilir bir farklılık.

Bebeğin Ultrason Görüntüsü
Bebeğin Ultrason Görüntüsü
Doktor 16’ncı haftada yaptığı muayenede fetüsün gelişiminde bir sorun olup olmadığını saptamak üzere annenin döl yatağını kontrol eder. 16. ve 20. haftalar arasında doktor anneden ultrason yaptırmasını isteyebilir. Ultrason fetüsteki gelişmeyi daha net görüp, gebelik durumunu daha net değerlendirmeyi sağlar. Bebeğin büyümesi yada plasentayla ilişkisinde olağan dışı durumlar varsa bunlarda ultrason aracılığıyla görülür. Gebeliğin son üç ayında kontroller sıklaşır ve 37’nci haftadan sonra haftalık hale gelir. Doktor fetüsün pozisyonunu kontrol eder ve doğum tarihini saptar.

40’ncı haftanın sonundan itibaren kasılmalar başlar. Rahim boynu açılarak kaybolur ve bebeğin başının geçebileceği yaklaşık 10 cm genişliğe ulaşır. Bir sonraki aşamada bebek döl yoluna girer. Normal olarak yüzü annenin sırtına bakar konumdadır. Rahmin kasılmaları ve annenin ıkınarak gösterdiği gayretle bebek doğum kanalına girer. Bebeğin başını görmek mümkündür. Başı ilerledikçe vücudu dönmeye devam eder. Rahmin duvarları bebeği bir eldiven gibi sarmıştır. Bebeğin başı ve bir omzu dışarı çıkınca kasılmalarla bebeğin vücudu dışarı doğru itilir. Doktor ve yardımcıları bebeğin başına destek vererek vücudunun dışarı kaymasına yardımcı olurlar.

Doğum Animasyonu
Doğum Animasyonu
Normal olarak doğum son adet kanamasının başlangıcından 280 gün sonra gerçekleşirken, bazı hallerde fetüs 266 gün yani 38 haftada, bazı hallerde de 294 gün yani 42 haftada oluşabilir. 42’nci haftanın geçmesinden sonra doktor sancı getirici veya doğumu zorlayıcı uygulamalara girebilir. Postmatür denilen gecikmiş doğum hali fetüsün gelişmesinde de bir sorun olduğunu gösterir. Gecikme sonucu müdahaleyle yaptırılan doğumda çok dikkatli olmak gerekir ve bu sırada sıcak banyo ve masaj yöntemleri de kullanılabilir.

Gebelik ve doğum annenin korku, gerginlik, yorgunluk, yalnızlık yaşadığı güç bir dönemse ve doğumla ilgili yeterli bilgisi yoksa doğumda güçlüklerle karşılaşabilir. Doğum öncesi kursları anneyi korkularından ve bilgisizliğinden arındıracaktır. Bu sırada gebeliğin ve doğumun aşamalarını öğrenecek ve doğumu kolaylaştırıcı hareketleri yaparak kendisini daha rahat ve sorunsuz bir doğuma hazırlayacaktır. Gebelik döneminde müstakbel babanın da doğuma hazırlanmakta eşine yardımcı olması gerekir ve babalar doğum anında da eşlerine yardımcı olabilirler.

Kendisini hem bilgi hem ruhsal açıdan iyi hazırlamış anneler doğum sancılarını son derece kolay göğüsler ve her sancıdan en üst düzeyde faydalanırlar. Bu onların doktor ve ebe yardımına olan ihtiyaçlarını da, bir komplikasyon ihtimalini de azaltacaktır. İlginç olan gelişim tahminlerin aksine evde ve bir ebe yardımıyla doğum eğiliminin devam etmesi ve hatta birazda artmasıdır. Ne var ki gebelik sırasındaki gelişmelere göre yüksek riskli olarak nitelendirilen bazı hallerde doğum hassas bir işlem halini alır.

Her yıl 18 yaşını aşmamış birçok genç kız ilk hatta bazıları ikinci doğumlarını yapıyorlar. 18 yaşından evvelki bu gebeliklerde yüksek riskli olarak tanımlanmalarının nedeni sadece fizyolojik değil aynı zaman ruhsal ve toplumsaldır. Bu yaşlarda ki gebeliklerde sık rastlanılan eksik ve yanlış beslenme kısmen bilgisizlikten, kısmen de yanlış beslenme alışkanlıklarından kaynaklanır. Gebelikleri ve doğumları yüksek risk taşıyan başka grup anne adayları da 35 yaşını aşanlardır. Belirli bir kariyer yaptıktan sonra gebe kalmak isteyen kadınların sayısı her geçen gün artmaktadır.

İlk bebeğini 40 yaşında doğuran bir anneyle yine bu yaşta 7’nci veya 8’nci çocuğunu doğuran anneyi elbette ki aynı risk düzeyine koyamayız. Yaşlı anne adaylarının karşılaştıkları tehlike fazla değil ama ciddidir. 40 – 44 yaş arasındaki annelerin doğuştan bozukluk ihtimalinin yüzde 1.5’ten yüzde 3.1’e yükselerek ikiye katlandığı bilinmektedir. Bu nedenle 35 yaşın üzerindeki anne adaylarının amniyosentez yaptırmaları esastır. Bu işlem 14 – 16 hafta arasında lokal anestezi altında rahim boynundan sokulan bir iğneyle amniyo sıvısı çekilerek yapılır. Bu sıvı incelenerek dölütte down sendromu, kas distrofisi gibi kromozom bozukluğuna bağlı bir hastalık olup olmadığı araştırılır. Bu yolla anormalliklerin ancak yüzde 80’ini saptamak mümkün olmaktadır. Bu nedenle doğacak bebeğin sağlıklı olacağından kesin bir şekilde emin olmak mümkün değildir.

Prematüre denilen erken doğum bir çok anne adayının korkulu rüyasıdır. Ancak günümüz tıbbında bu konuda ilerlemeler kaydedilmiştir. 24 haftalık ve sadece 500 gr gelen bebeklerin bile yaşamaları sağlanabilmiştir.

Kolay ve Sağlıklı Bir Doğum
Kolay ve Sağlıklı Bir Doğum
Yeni uygulamada artık ebeveyn gece gündüz istediği saatte bebeklerinin yanında olup onunla ilgilenebilmektedir. Doğum anında ve sonrasında bebek ölümleri önemli oranda azalmıştır. Bu olumlu gelişmenin nedenleri gebelik sırasında yapılabilen tespitler, acil durumda hastaneye nakildeki kolaylıklar, kalıtsal bozuklukların zamanında tespiti ve gerek gebelik gerekse doğumla ilgili tıbbi gelişmelerdir. Son 40 yılda doğumla ilgili gelişmelerden çok doğum öncesiyle ilgili çalışmalar öne geçmiştir.

Doğum öncesi hazırlıkları anne adaylarının kolay ve komplikasyonsuz bir doğum yapmalarını sağlamaktadır. Bazı hastanelerde doğum özel odalarda, aile bireyleri ve hatta arkadaşlarla sohbet ederek yapılmakta ve anneler isterlerse bebeklerini odalarında tutabilmektedirler. Bu takdirde devamlı bir hemşire annenin odadaki yardımcısıdır. Bu hastanelerde forseps ile yapılan doğumların giderek azaldığı da gözlenmektedir.

Anne adaylarının her geçen gün daha da bilinçlendiği, daha sağlıklı bir gebelik döneminden sonra daha rahat ve tehlikesiz doğum yaptıkları ve doğumdaki zevkli rollerin arttığı bir dönemi yaşıyoruz.


1 yorum:

Lütfen soru sormadan önce, sorunuzu öncelikle arama kutusunu kullanarak araştırınız. Güzel yorumlarınız içinde teşekkürler.

Yorum Kutusu